19 Haziran 2018 Salı

KIBRIS ÇIKMAZI (Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN) Gazeteci Nuray Başaran bugünkü köşe yazısında Prof. Dr. Anıl Çeçen’in yeniden baskıya giren “Kıbrıs Çıkmazı” adını taşıyan kitabını değerlendirdi.

“Kıbrıs Çıkmazı” Adlı Kitabı Değerlendirdi

Gazeteci Nuray Başaran bugünkü köşe yazısında Prof. Dr. Anıl Çeçen’in yeniden baskıya giren “Kıbrıs Çıkmazı” adını taşıyan kitabını değerlendirdi. 
Kıbrıs konusunu dünya jeopolitik gerçeği ve tarihi ile birlikte değerlendiren Kıbrıs Çıkmazı kitabının en dikkat çeken makalesi kuşkusuz KKTC’nn üçüncü İsrail olacağı ile ilgili bölümü diyen Başaran, Prof. Dr. Anıl Çeçen’in sözleriyle yazısına devam ediyor; “Mezopotamya egemenliği için kurulmuş olan ikinci İsrail olarak kukla Kürt Devletinin oluşumu belirli bir aşamaya geldikten sonra benzeri bir süreç , bugünün Roma İmparatorluğu’nu oluşturmaya çalışan ve bu doğrultuda Kıbrıs Adası üzerinden Doğu Akdeniz’e ve de merkezi coğrafyaya girmeye hazırlanan Avrupa Birliği’ne karşı önlemler, Kıbrıs adası üzerinden alınmakta ve bu doğrultuda Kıbrıslı Yahudiler ile beraber Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti de kullanılmaktadır. “.
Yazısında Çeçen’den birçok alıntı yapan Başaran
Yazısında Çeçen’den birçok alıntı yapan Başaran ekliyor; “Geçtiğimiz yaz aylarında gittiğim Ada aynen Çeçen’in bu satırlarında söylediği gibi insana adeta başka bir zamana ya da başka bir şey için ayrılmış bir kara parçası izlenimi veriyordu. Dün Türk askerini davet eden dedelerinin yaşadıklarını bugün unutan ya da ‘dün’leri unutturulan genç nesil ise çok farklı hayalleri çoktan kurmuş durumdaydı.”.
KKTC’nin 82. Vilayet olması konusuna da değinen Başaran “Bugün Afrin’de üniter yapıyı koruyan ‘devlet aklı’, elbette sonrasında Musul ve Kerkük’ten önce Kıbrıs’ı 82. Vilayet olarak ilan etmenin çalışmalarını da yapmaktadır. Detayları ve KKTC’nin neden 82. Vilayet olması gerektiğini yazmaya devam edeceğim.” diyerek akıllara ‘KKTC 82. Vilayet olmalı mı?’ sorusunu getirdi.
İŞTE NURAY BAŞARAN’IN YAZISI
Bugünkü yazımın başlığı Prof. Dr. Anıl Çeçen’in yeniden baskıya giren “Kıbrıs Çıkmazı” adını taşıyan kitabından alınmıştır. 12’nci kez kapılarını kitapseverlere açan Ankara Kitap Fuarı’nda Atatürkçü Düşünce Derneği Standı’nda Prof. Dr Anıl Çeçen’den bu kitabı imzalı olarak almanın ayrıcalığından sonra , uzun zamandır unutturulduğu ve unutulduğu için dile getirdiğim Kıbrıs’ı yazmasam olmazdı. Üstelik de Ortadoğu ile birlikte tüm dünyanın gözü Doğu Akdeniz’e çevrilmişken. Üstelik de hem stratejik, jeopolitik ve hem de bölgedeki enerji kaynakları ve kontrolü noktasındaki rolü nedeniyle küresel sermayenin yeni dönemde en önemli paylaşım adresi olan Kıbrıs’ta kazan kaynıyorken. Ve 1974 Barış Harekatı sonrasında Mehmetçiğin kanıyla alınan topraklar bizden masada alınmaya ve unutturulmaya çalışılırken…Bölgede yeniden düzen kurulmaya dönük çalışmalar kapalı kapılar ardında sürerken.
Önce fuardan bahsetmek gerekirse, hafta içinde bile yoğun ilgi gören fuar doğrusu insanı geleceğe ilişkin umutlandırıyor. Özellikle fuara genç kuşak ve kadınların büyük ilgisinin olduğunu görmek, geleceğe dair ümitleri arttırıyor.
12. Ankara Kitap Fuarı ATO Congresium
Eylül Fuarcılık tarafından Milli Eğitim Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) ve Avrasya Yazarlar Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen 12. Ankara Kitap Fuarı ATO Congresium’da . Bu isimleri yazıyorum çünkü, bu tür faaliyetler ülkenin büyük gelecek ihtiyacı. Bunları yazarak onlara teşekkür etmek istedim. Bu yılki kitap Fuarı’nın onur konuğu Atilla Dorsay. Türk halkının okumayı sevmemekle suçlandığına dikkati çekerken, “Okumayı sevmez” denilen Türk halkının çok büyük yazarlar çıkardığını ve kitapların ilk basımlarının çok yüksek sayılarda yapıldığını söylüyor.
ATO Congresium’da 300’ü aşkın yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı fuarda 10 gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletileri ve çocuk aktiviteleri gerçekleşti. Fuar yarın sona erecek.
Konumuza dönersek; Kıbrıs konusunu dünya jeopolitik gerçeği ve tarihi
Konumuza dönersek; Kıbrıs konusunu dünya jeopolitik gerçeği ve tarihi ile birlikte değerlendiren Kıbrıs Çıkmazı kitabının en dikkat çeken makalesi kuşkusuz KKTC’nn üçüncü İsrail olacağı ile ilgili bölümü. Büyük İsrail Projesi ile bütün Orta Doğu’ya el koymak isteyen Siyonist devletin, bu doğrultuda hem bölge devletlerinin iç karışıkıklar ile parçalanmasına yardımcı olduğunu ve bu doğrultuda her türlü terör eylemini destekleyerek bölge ülkelerine taşıyarak ve uygun gördüğü yerlerde Kürt-İsrail oluşumu gibi yeni Yahudi devletleri oluşturduğunu söyleyen Prof. Çeçen şöyle devam ediyor:
Mezopotamya egemenliği için kurulmuş olan ikinci İsrail
Mezopotamya egemenliği için kurulmuş olan ikinci İsrail olarak kukla Kürt Devletinin oluşumu belirli bir aşamaya geldikten sonra benzeri bir süreç , bugünün Roma İmparatorluğu’nu oluşturmaya çalışan ve bu doğrultuda Kıbrıs Adası üzerinden Doğu Akdeniz’e ve de merkezi coğrafyaya girmeye hazırlanan Avrupa Birliği’ne karşı önlemler, Kıbrıs adası üzerinden alınmakta ve bu doğrultuda Kıbrıslı Yahudiler ile beraber Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti de kullanılmaktadır. Özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana kırk yıla yakın bir süre geçmesine rağmen hala belirsiz bir statüde bırakıldığı için Kıbrıs’ın kuzey bölgesi üçüncü bir İsrail devletinin bu bölgede gündeme gelmesi doğrultusunda yönlendirilmektedir. Adayı gelecekte bütünüyle ele geçirmek isteyen İsrail’in KKTC’yi şimdilik bir Türk-Yahudi devleti ya da bir Türk-İsrail Cumhuriyeti’ne dönüştürebilmek için çeşitli girişimlerde bulunduğu görülmektedir. Tarihte Roma saldırısından ders alan İsrail devletinin Avrupa Birliği’nin yeni Roma İmparatorluğu görünümünde merkezi coğrafyaya girişimi önleyebilmek üzere , Kıbrıs’ta bir üçüncü İsrail planını devreye soktuğu görülmektedir. Bu doğrultuda adanın Avrupa Birliği’ne girişine ve bir siyasal çözüme kavuşturulmasına İsrail sonuna kadar karşı çıkmıştır. Ve ABD ile Türkiye üzerindeki etkili Siyonist lobilerini bu doğrultuda seferber etmiştir. Türk siyaseti ve medyasındaki etkili İsrail Lobisi Türk devletinin ve Türklerin İsrail’in çıkarları doğrultusunda kullanılmalarını sağlamış, adadaki Türk varlığı Rumlara karşı, İslam varlığı da Hristiyanlara karşı kullanılarak Kıbrıs sorunu uzun süredir çözümsüzlüğe teslim edilmiştir. Çözümsüzlük adanın kalıcı bir statüye kavuşmasını önleyerek, gelecekte Kıbrıs’ın tamamında bir İsrail yapılanması için kapıyı açık tutmuştur.
Geçtiğimiz yaz aylarında gittiğim Ada aynen Çeçen’in bu satırlarında söylediği gibi insana adeta başka bir zamana ya da başka bir şey için ayrılmış bir kara parçası izlenimi veriyordu.
Geçtiğimiz yaz aylarında gittiğim Ada aynen Çeçen’in bu satırlarında söylediği gibi insana adeta başka bir zamana ya da başka bir şey için ayrılmış bir kara parçası izlenimi veriyordu. Dün Türk askerini davet eden dedelerinin yaşadıklarını bugün unutan ya da ‘dün’leri unutturulan genç nesil ise çok farklı hayalleri çoktan kurmuş durumdaydı. Bugün Afrin’de üniter yapıyı koruyan ‘devlet aklı’, elbette sonrasında Musul ve Kerkük’ten önce Kıbrıs’ı 82. Vilayet olarak ilan etmenin çalışmalarını da yapmaktadır. Detayları ve KKTC’nin neden 82. Vilayet olması gerektiğini yazmaya devam edeceğim.

9 Haziran 2018 Cumartesi

ULUSAL SOL "Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN" - Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal'in söylediği gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalabilmesi için, ulusal sol politikalara dayanan bir yenilenmeye gerek vardır. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Kuvay-ı Milliye geleneğinin günümüzde gerekli kıldığı ulusal sol çıkışın öncüsü olmak üzere hazırlanmış bir düşünsel çalışmadır. Okurların göstereceği ilgi, kitabın işlevini yerine getirmesini sağlayacaktır.

ULUSAL SOL

Yirminci yüzyıl boyunca, sol enternasyonal bir düzen kurmak için çalıştı; sağ ise buna karşı ulusal değerleri savundu. Sosyalist sistemin çökmesinden sonra ise, sermayeci sağ kapitalist enternasyonal kurarak, küresel bir emperyalizm ile ulusal devletleri tehdit etmektedir. Kapitalist sağcılık neoliberal görünüm altında bütün ulus devletleri teslim almaya çalışmaktadır. Birçok ülkede, sağ akımlar ulusalcılıktan uzaklaşmışlar ve liberal görünüm altında küresel emperyalizmin işbirlikçiliğine soyunmuşlardır.

Bu aşamada, dünya uluslarının ve ulus devletlerin savunulması sola düşen bir görev olarak ortaya çıkmaktadır. Bozulan dengelerin yeniden kurulabilmesi için artık solun ulusal değerleri savunması gerekmektedir. Dünya imparatorluğu kurmak isteyen küresel emperyalizm ulus devletleri geride bırakmak isterken, ulusların ve ulusal devletlerin varlıklarını koruyabilmeleri için ulusal sol politikalar zorunlu olmaktadır. Küresel sermayenin denetimi altında zorlanan Türkiye Cumhuriyeti, bir ulus devlet olarak varlığını koruyabilmek için, acilen ulusal sol politikalarla toparlanmak durumundadır.

Aksi takdirde gelecek dönemde Atatürk'ün kurmuş olduğu gibi bir Türk ulus devleti ayakta kalamayacaktır. Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal'in söylediği gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalabilmesi için, ulusal sol politikalara dayanan bir yenilenmeye gerek vardır. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Kuvay-ı Milliye geleneğinin günümüzde gerekli kıldığı ulusal sol çıkışın öncüsü olmak üzere hazırlanmış bir düşünsel çalışmadır. Okurların göstereceği ilgi, kitabın işlevini yerine getirmesini sağlayacaktır.

Umarım Türk ulusunun ulusal toparlanmasında, bu çalışmanın bir katkısı olur.
-Prof. Dr. Anıl Çeçen-

GÜNÜMÜZDE ATATÜRKÇÜLÜK "Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN" - Türk ulusu, Ata'sının yolundan yürüyerek geleceğe doğru ilerlerken Atatürkçülük günümüzde yeniden güncelleşerek öne çıkmıştır. Türk Ulusu ve Cumhuriyetin genç kuşaklarının bu doğrultuda bilinç kazanabilmeleri için Günümüzde Atatürkçülük kitabı kaleme alınmıştır. Türk halkının bugünkü bağımsızlık mücadelesine düşünsel katkı sağlayabilirse kitap amacına ulaşmış sayılacaktır.

GÜNÜMÜZDE ATATÜRKÇÜLÜK

Türkiye Cumhuriyeti'ni, çağdaş bir ulus devlet olarak var eden ve bugünlere getiren siyasal birikime, Türk milleti Atatürkçülük adını vermektedir. Birinci Dünya Savaşı sürecinde bir ulus kurtuluş savaşı vererek Türk devletini yoktan var eden örgütlenmenin kurucu önderi Atatürk'ün ilkeleri, düşünceleri, modeli ve metodu günümüze Atatürkçülük olarak yarışmıştır. Her türlü engele, dış baskılara, emperyal müdahalelere ve tüm olumsuz koşullara rağmen Türk ulusunun kurucu önderinin arkasından gitmesi ile günümüzün Atatürkçülüğü oluşmuştur.

Küresel emeryalizmin yeni bir dünya düzenini batının kapitalist sistemi doğrultusunda beş kıtanın haklarına zorla dayattığı bu aşamada, Atatürkçülük anti emperyalist içeriği ile yeniden güncel olmuş ve Türk halkı ile beraber diğer ezilen uluslara yön göstermeye devam etmiştir. Batı emperyalizmine karşı ilk verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başarı ile sonuçlandıran Atatürk ve önce kadrosu, 20. Yüzyıl boyunca tüm sömürgelerin kurtuluş savaşlarına yol göstermiştir. Libya'dan Bangladeş'e, Irak'tan Azerbaycan'a kadar Atatürk'ün eylemi doğrultusunda bir Kemalist hareket arayışı tüm mazlum uluslar düzeyinde canlılık kazanmıştır.

Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda dünyanın merkezi coğrafyasına emperyalizm el koymaya çalışırken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi Atatürk ve O'nun Türk ulusuna siyasal miras olarak bıraktığı Atatürkçülük hedef tahtasına oturtulmuştur. Atatürk'ü tarihten silmek, onun eseri olan Türk devletini haritadan çıkartmak doğrultusunda emperyalizm sürekli olarak baskı yapmakta, bazen de açıktan saldırıya geçmektedir. Soğuk savaş sonrasında içine girilen küreselleşme döneminde Türkiye Cumhuriyeti'nin Kemalist yapısı tasfiye edilmek istenmektedir. Anayasa'dan Türk ve Türklük kavramları ile beraber, Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması ile ilgili maddelerde çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bütün bu ters gelişmeler Atatürkçülüğü günümüzde yeniden güncelleştirmektedir.

Bu kitap, günümüzde Atatürkçülüğün içine sürüklendiği durumu ve olumsuz koşulları çeşitli açılardan ele alarak değerlendirmektedir. Bittiği ilan edilen Atatürk ve Atatürkçülüğün aksine bitmediği, yaşanmakta olan siyasal konjonktürde yeniden canlanarak önem kazandığı, kitabın çeşitli bölümlerinde anlatılmaktadır. Türk ulusu, Ata'sının yolundan yürüyerek geleceğe doğru ilerlerken Atatürkçülük günümüzde yeniden güncelleşerek öne çıkmıştır. Türk Ulusu ve Cumhuriyetin genç kuşaklarının bu doğrultuda bilinç kazanabilmeleri için Günümüzde Atatürkçülük kitabı kaleme alınmıştır. Türk halkının bugünkü bağımsızlık mücadelesine düşünsel katkı sağlayabilirse kitap amacına ulaşmış sayılacaktır.

İNSAN HAKLARI "Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN" - Ülkemizde giderek ön plana çıkan ve siyasal alanda belirleyici olmaya başlayan insan hakları savaşımına bu kitap küçük bir katkıda bulunabilirse, hazırlanma amacına ulaşmış olacaktır. -Prof. Dr. Anıl Çeçen-Bahçelievler, Ankara, 2000

İNSAN HAKLARI

Türkiye gibi insan hakları konusunda gerilerde kalmış bir ülkede böyle bir kitap hazırlamanın zorluklarını okurun değerlendireceği kuşkusuzdur. Okurun göstereceği hoşgörüye sığınılarak bu kitap yazılmıştır. Ülkemizde giderek ön plana çıkan ve siyasal alanda belirleyici olmaya başlayan insan hakları savaşımına bu kitap küçük bir katkıda bulunabilirse, hazırlanma amacına ulaşmış olacaktır.
-Prof. Dr. Anıl Çeçen-Bahçelievler, Ankara, 2000

KUŞATILMIŞLAR ÜLKESİ TÜRKİYE "Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN" -İçine düşürüldüğümüz çıkmazı, ıcığına cıcığına dek, bilgiyle, mantıkla, bilimle, sayısal verilerle sergiledikten sonra çözüm yollarının ipuçlarını da vererek, dergiledikten sonra çözüm yollarının ipuçlarını da vererek, Türkiye'nin bir tuzakta nasıl çırpındığını, çırpındıkça nasıl battığını açıklayan bilim adamlarımızı alkışlıyorum. Ferhan Şayılman'ı kutluyorum." -İlhan Selçuk-

KUŞATILMIŞLAR ÜLKESİ TÜRKİYE

"Türkiye'nin gerçeklerini bu ölçüde ortaya dökebilecek çapta katılımcılarla düzenlenen açık oturum, televizyon yayıncılığımızda bir dönüm noktası!.. İçine düşürüldüğümüz çıkmazı, ıcığına cıcığına dek, bilgiyle, mantıkla, bilimle, sayısal verilerle sergiledikten sonra çözüm yollarının ipuçlarını da vererek, dergiledikten sonra çözüm yollarının ipuçlarını da vererek, Türkiye'nin bir tuzakta nasıl çırpındığını, çırpındıkça nasıl battığını açıklayan bilim adamlarımızı alkışlıyorum. Ferhan Şayılman'ı kutluyorum."
-İlhan Selçuk-

ADD(ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ)'NİN KİTABI "Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN" - ADD, bu yıl içinde yirmi yılı geride bırakırken Türkiye'de son derece hızlı ve gergin yıllar yaşanmıştır. Tam da soğuk savaşın bittiği yıl kurulan Atatürkçü Düşünce Derneği, iki kutuplu dünyanın birikimini temsil ederek, küresel emperyalizme karşı ulusal çıkışın ve direnişin odak noktası olmuştur.

ADD(ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ)'NİN KİTABI

Bu kitap, Türkiye'nin en büyük ulusal demokratik kitle örgütünün genel anlamda bir tarihçesidir. Ayrıca 27 Mayıs sonrası Türk kamuoyunda öne çıkan Atatürkçülük akımının son elli yıllık tarihçesi, gene bu kitapta Atatürkçü Düşünce Derneği'nden hareket edilerek aktarılmaya çalışılmıştır ADD, bu yıl içinde yirmi yılı geride bırakırken Türkiye'de son derece hızlı ve gergin yıllar yaşanmıştır. Tam da soğuk savaşın bittiği yıl kurulan Atatürkçü Düşünce Derneği, iki kutuplu dünyanın birikimini temsil ederek, küresel emperyalizme karşı ulusal çıkışın ve direnişin odak noktası olmuştur. Atatürkçülüğün, yirmibirinci yüzyıla taşınması misyonunu Atatürkçü Düşünce Derneği hakkı ile yerine getirmeye çalışmıştır. Küresel emperyalizmin döneminde ortadan kaldırılmak istenen Türk devletinin, korunması ve savunulmasında Türk Ulusunun içerisinden çıkan sivil güçlerin üst örgütü olarak ADD Türk kamuoyunda önde gelen yere sahip olmuştur.